Devlet ve Toplum Kuramlarına Yeni Yaklaşımlar

Prof. Dr. İlyas Doğan

İnsanlık tarihinde devlet ve toplum ilişkisi daima bir gerilim alanı ola gelmiştir. Toplumun en iyi nasıl yönetilebileceği zihinleri sürekli meşgul etmiştir. 20.yüzyıldaki kadar devlet ve topluma ilişkin kuramlar alternatifsiz değildi. Bunlar liberal ve sosyalist kuramda olduğu gibi sınıfsal temelli veya ırka ilişkin sapmaların somutlaştığı faşizm ya da kutsal dinleri referans alan teokratik modellerdi.

Devlet ve topluma ilişkin yeni yaklaşımların ortaya çıkması II. Dünya Savaşı sonrasına rastlar. Yapısal işlevselcilik, merkez-çevre ülkeler modeli bunlardan bazılarıydı. Bu kuramların aktörleri küresel siyasi ve ekonomik bağımlılığı pekiştiren BM, GATT, Dünya Bankası, IMF gibi örgütlerdi. Ancak A.B.D. fiili uygulayıcı devlet olarak görülüyordu.

Liberal ve sosyalist devlet kuramlarının ortak yanı sosyolojiden yararlanmalarıydı. Yeni kuramların belirgin özelliği ise uluslararası alanda II. Dünya Savaşı sonrası oluşan A.B.D. üstünlüğüne dayalı koşullardan fazlasıyla etkilenmesiydi. Ancak savaştan kısa süre sonra gelişen soğuk savaş ortamı bu kuramların uygulamaya konmasını bir süre ertelemeyi zorunlu kıldı.

Küreselliğin 1989 sonrası sahneye çıkması ertelenen yeni uluslararası sistem ve toplum yaklaşımları için özel bir fırsat oldu. Liberal kâr mantığına dayalı bu kuramlar sosyal devletten farklı olarak insanı sosyal çevresiyle kavrama endişesi taşımaz. Küresel şirketlerin temel çıkarları önceliklidir.

Demokrasi ve "insan haklarına saygı" söylemleri küresel projelere engel oluşturduğu düşünülen devletlere karşı "parçalayıcı" birer araç olarak kullanıldı. Bu durum henüz devam etmektedir. Aslında yeni kuramların nihai amacı demokrasi ve insan haklarını küresel ölçekte yaymak değildi. Küresel medya kuruluşlarınca dünya gündemine taşınan bu "söylem ve sloganlar" soğuk savaş sonrasında küreselleşmenin kazananları lehine işleyen birer "katalizatör" gibi devreye sokuldu. Gelişmekte olan ülke aydınları bu karmaşık, değişken ve hemen her konuda "standart" sorunu yaşanan tablo karşısında bocaladılar.

Yayın Yılı: Ekim 2008, ISBN: 9786055865051,  Barcod: 9786055895051,  Sayfa Sayısı: 448,  Ebat:16x24, Dili: TÜRKÇE


Düşündüşlem Deyişler

Hayrettin Ökçesiz .  

 “Bir şeyi söylerken binini susarız. Binini duyumsamak, birini duymaktan daha güzel değil mi? Ya da öyle bir şey söylemeli, duymalı ki, binini birden duyumsatsın.”

Hayrettin Ökçesiz bir hukukçu olarak sivil itaatsizlik kitabıyla tanınır. Bu kitabıyla birlikte felsefe dünyamız da kendisinden çok söz edecek.


Sayfalar süren felsefi tezler yazmaya kıyasla çok daha emek ister deyiş yazmak. Bütün o tezlerin berraklaşmış şeklidir deyişler. Kesip duvarınıza asmak istersiniz, tek bir tanesini alıp, felsefi sohbetlere giriş yaparsınız.


Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yazılarıyla, hukukçu kimliği ve şimdi Düşündüşlem Deyişler'iyle, çok yönlü bir entelektüel Hayrettin Ökçesiz. 

Yayın Yılı: Eylül 2008, Sayfa Sayısı: 116, Ebat:13,5x21, Karton Kapak, ISBN: 9716055895037 Dili: TÜRKÇE

Fiyat: 10 YTL


21. Yüzyılda Kimlik, Vatandaşlık ve Tarih Eğitimi

Editörler: Mustafa Safran&Dursun Dilek .  

 "20. yüzyılda tarihin bizi getirip bıraktığı yer, "kendimizi" ve "ötekileri" tanımlamaktı.

20. yüzyıl bizim için, söylemesi zor da olsa bitti. Peki, 21. yüzyılda

tarihe hangi misyonu yüklemek gerekiyor? Ya da biz istesek de istemesek de tarih,

ne için uğraşacak? Bu yeni yüzyılın eğilimlerinin insanın önüne koyduğu temel

problem geçen yüzyıldakilerden biraz daha farklı gibi görünüyor. Temel

problem, kendini ötekilerden üstün kılmak değil, bizzat "kendi olmayı başarabilmek"

olarak karşımıza çıkıyor. Belki de bu yüzyılda tarihten "kendimiz olabilmek"

ve "kendimiz kalabilmek" için yararlanacağız."

Vatandaşlık tartışmaları son yıllarda birçok kitabın konusu oldu. "Vatandaşlık ve kimlik arasındaki ilişki modern dönemden farklılaşacak mı?" bir soru olarak hala orta yerde duruyor.

Farklı ülkelerden, farklı sesler ile vatandaşlık – tarih eğitimi ilişkisini tartışmaya açıyoruz.

Editörler: Mustafa Safran&Dursun Dilek

Yazarlar: Mustafa Safran, Akif Pamuk, Ramazan Alabaş, Hillary Cooper, İsmail Hakkı Demircioğlu, Keith C. Barton, Alan McCully, Erkan Dinç, Kate Hawkey, Helena Pinto, Erdal Aslan, Banu Çulha, Gavin Baldwin, Claudia Amaral, Linda S. Levstik, Ömer Say, Cevat Özyurt, Isabel Barca, Jon Nichol, Mehmet Açıkalın, Julia Castro, Engin Kaplan, Dursun Dilek, Sevgi Çoşkun, Bahri Ata, Yücel Kabapınar, Gülçin Yapıcı, Ahmet Şimşek, Ali Yılmaz, Kenan Kuruda, Kezban Kıcır, Tony Meechan, Salih Özbaran

Çevirmen: Zerda Sönmez

Yayın Yılı: Eylül 2008, Sayfa Sayısı:420, Ebat: 16x24,  Karton Kapak,  ISBN:978-605-0001-12-9 Dili: TÜRKÇE


Yüzüncü Yılında II. Meşrutiyet

 

 

 

 

Yayına Hazırlayanlar: Halil Akkurt – Akif Pamuk

Dursun DİLEK   Gülçin YAPICI   Hüseyin TUNCER   Mustafa ORAL   Nesime CEYHAN   Veli Denizhan KALKAN

Hürriyet, eşitlik ve kardeşlik taleplerini haykırmak bugün sıradan bir olay gibi görünse de, padişah otoritesinin olduğu bir ülke yönetiminde bu kelimelerin söylenmesi şimdikinden çok daha fazla şey ifade eder.

Elinizdeki bu kitap, yüzüncü yılına denk geldiğimiz II. Meşrutiyet’in ilanının ve bu ilandan sonra adını verdiği dönemin kısa bir muhasebesini yapıyor. Bu dönem, kimilerine göre İttihat ve Terakki önderlerinin ülkeden ayrıldıkları 1918’e kadar; kimilerine göre ise Saltanat’ın kaldırıldığı 1922 yılına kadar devam etmektedir. Ancak sınırlandırılması nasıl olursa olsun, dönemin Cumhuriyet’e giden yolun öncülü olduğuna kuşku yoktur. Cumhuriyet birçok bakımdan II. Meşrutiyet Dönemi’nde başlayan değişimlerin tamamlayıcısı gibidir. Günümüzde de büyük ölçüde bu dönemin etkilerini yaşamaktayız.

İmparatorluk bize birçok kavramı miras bıraktı. Bunlardan en önemlileri siyasi parti kadroları, parlamento, basın ve siyasi kurumlar. Bunlara ek olarak cumhuriyeti kuranlarda bu yapıdan bağımsız değildi. Günümüz modernleşmesinin kaynağı olarak II. Meşrutiyet, yönetim anlamında sıkıntılarını bu güne taşımakla birlikte, demokrasinin ilk örneklerini de bize miras bıraktı.

Çağcıl sorunların kökenleriyle geçmişte yüzleşmek ve Türkiye Demokratikleşmesini daha iyi anlamlandırmak temennisiyle.


Yayın Yılı: Haziran 2008, İthal Kağıt, 280 sayfa, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6055895013, Dili: TÜRKÇE


Semer

   Vural Pakel ...

“ … Her gerdek gecesi penceren bir çarşaf atılır Yusuf, göre göre bıkmadın mı?..”

Siz hiç soyut bir roman okudunuz mu?

Siz hiç feminist bir köy romanı okudunuz mu?

Yaşamın içindeki problemleri romanına aktaran Vural Pakel, kadınları kendileriyle yüzleştiriyor.

Kusursuz bir üslupla hazırladığı romanın sayfalarında kendinizi kaybedeceksiniz.

Başarılı film yapımcılığını, başarılı bir romanla süsleyen yazar, bu romanını yüreksiz kadınlara adıyor.

Yayın Yılı: Haziran 2008, 2. hamur, 342 sayfa,  ISBN: 9786055895006,  Boyut: 14 x 21 cm;  Dili: TÜRKÇE


Yahudi kadim Mistik Öğretisi Kabala

   A.Ekrem ÜLKÜ ...

Kabala öğretisi, hem antik felsefeye hem de çağdaş felsefeye zengin anlayışlar kazandırmıştır.  Felsefe, psikoloji ve dine Kabala sembollerinin merceği ile bakıldığında, daha derin anlamlar ortaya çıkar. Bunun sonunda bu kadim mistik hazine, çağdaş ve postmodern felsefe yaklaşımı ile psikoloji ve tanrıbilim içinde yer bulabilir. Bir örnek vermek gerekirse, Kabala’nın kaynaklarından Sefer Yetzirah’da anlatılan Evren Yaratılış süreci, modern bilimin benimsediği Big-Bang teorisi ile bire bir benzerlik göstermektedir.

Kabala’ya Yahudiliğin dışında da her dönemde büyük bir merak ve ilgi duyulmaktadır. Gerçekten de insanoğlunun içinde yaşadığı doğa ve kültür ortamı ile Kabala bilgisinin çok sıkı ilişkisi vardır. Uzakdoğu dinleri dahil tüm din felsefelerinde Kabalanın izlerine rastlamak olanaklıdır. Kabala öğretisinde yer alan evren teorisi ile İslam Tasavvuf’unda öngörülen yaradılış, Kabala sembollerinden Hamse (Beş parmak) ile Alevi geleneğindeki Fatma Ana’nın eli motifi de bu etkileşimin örnekleri olarak sayılabilir. 

Yayın Yılı: Mart 2008 Boyut: 14 x 21 cm;  287 sayfa, 2. hamur, ISBN: 9786050001105; Dili: TÜRKÇE


Deneyen Felsefe

 Ahmet İNAM ...

“Nelere karşı duyarlı olacağız? Kavramların işleyişine, düşünmemizin yürü­yüşüne, alışılmış anlamda aklımıza karşı duyarlı olacağız. Ona özen göstere­ceğiz. İnceliklerini yakalamaya çalışacağız. Bilgiye karşı duyarlı olacağız. İnsanların yüzlerce yıldan beri ürettiği, ortaya koyduğu, hakîkati arayan bilgiye karşı. Sanat’a karşı. İnsanın duygu-akıl bütünlüğünü yaşadığı gönüle karşı.

Çevre duyarlığımız hep olacak. Dünya bize emanettir. Doğa da. Bizden farklı olanlara, düşüncelere, kültürlere, ötekine duyarlı olmayı bileceğiz. Sorumluluğumuz bizi mazluma karşı duyarlı kılacak. Yalnız “kendimizden olan” mazlûma, ezilmişe, hakkı yenmişe karşı değil, öteki mazlumlara karşı da. Mazlum, insan olabildiği gibi hayvan da, bitki de olabilir. Cân, canlılık taşıyan her mazlûm dostumuzdur. Duyarlılık alanımız içindedir.

Ahmet İnam, bu yeni kitabında, her zamanki gibi, antik dönemlerden akıp gelen felsefeden aldığı ilhamla, okuyucunun sırtına bilgi kamburları eklemeden, hayata dair, insanın duruşuna dair görüşlerini paylaşıyor. Bu kolayca okunan metinler, bize güneşli ufuklar açıyor ve yeni düşünmelere sürüklüyor.

Ankara’da ODTÜ’de Ahmet İnam’ın derslerini dinlememek gerçekten büyük bir kayıp.

Türkiye’nin yetiştirdiği bu büyük felsefeci ile tanışmak için hiçbir fırsatı kaçırmamanızı salık veriyoruz.

Yayın Yılı: 2008, İthal Kağıt, 192 sayfa, 13,5x21 cm, Karton Kapak, SBN:6050001111, Dili: TÜRKÇE


Avrupa’da Türkiye’yi Savunmak

   Cevdet AKÇALI ...

Avrupalı, Türkiye hakkında önyargılı. Aleyhinde söylenen her şeyi kabul etmeye ve her şeye inanmaya hazır. Onu nasıl yazılanların, söylenenlerin doğru olmadığına inandıracaksınız?

Fakat bunların hiç biri asıl güçlük değil! Asıl güçlük, Türkiye’nin bazı gerçeklerini uluslararası kuruluşlarda hatta Türkiye dışında söyleyememekten gelmektedir. Herkesin bildiği bazı gerçekleri söyleyemezsiniz.

Çoğu zaman memleket içerisinde Türk demokrasisini tenkit eden konuşmalar yapabilirsiniz, makaleler yazabilirsiniz. Ancak bunlardan bir tanesini çıkıp, yurt dışında beyan edemezsiniz. Size kol kırılır, yen içinde kalır derler, sizi suçlarlar ve hatta ceza verilmesi için suç duyurusunda bulunurlar. İşte Türkiye’nin dışarıda savunulmasının güçlüğü buradadır.

Türkiye’deki askeri darbeler ve müdahaleler sırasında hem TBMM’de hem de Avrupa Konseyi’nde üye bulunan tek kişi Cevdet Akçalı’ydı.

Cevdet Akçalı bu durumuyla, askeri darbeler ve müdahaleler sonrası Avrupa Konseyi’ndeki tartışmalara hem şahit hem de taraf olmuştur.

Cevdet Akçalı’nın gözlemleri Avrupa Parlamentosu’nda 30 yılın anlatılmayanları ile doludur. Bu yazıların satır araları dikkatlice okunduğunda günümüz politikacılarının, siyaset bilimcilerin ve politika ile ilgilenen okurlara yeni perspektifler kazandıracaktır. Cevdet Akçalı Kitaplığı siyaset ve politika okurları için kaynak niteliğindedir.

Yayın Yılı: 2008, 250 sayfa, ISBN: 9786050001099,  Dil: Türkçe
 


Mozart’ı Anlamak

   Alp NADİ ...

Mozart’ın hiç oyuncağı olmadığını biliyor musunuz? Sokakta arkadaşlarıyla oyun oynamadı da ve aslında hiç arkadaşı da yoktu. Yaşadığı çağ, dahi ve insanı birbirinden acımasızca ayırıyordu ve o sadece bir çocuktu tüm bunların arasında…

İmparatorlar ve papalarla yapılan kır gezilerini hiç sevmedi, koşamadığı için. Bu yüzden açtı isyan bayrağını belki de ve ilk “özgür” müzisyeni oldu Avrupa’nın. Müziği imparatorların ya da soyluların tekelinde olamazdı; olmadı da! Onun kahramanı Figaro’ydu. Kralın hizmetçisi! Sıradan biri… Çünkü çanlar birkaç yıl sonra sıradan insanlar için çalacaktı ama ilk onun notalarında hayat buldu devrim!

Duru ve sade bir anlatımla duyumsamış Alp Nadi, Mozart’ı. Tıpkı Mozart’ın yaşadığı gibi. Tıpkı Mozart’ın istediği gibi. Her başlıkta sözcüklerin arasından notalar sızıyor ve Mozart’a biraz daha yakınlaşıyoruz. Ve biliyoruz ki artık, kırık sütunlu mezarın başındaki melek, “Requem”i düşünerek sorguluyor Tanrı’nın adaletini Viyana’da!

12 bölümden oluşan kitabın her bölüm başlığı Mozart’ın eserlerinden birinin öyküsüne yer vermektedir. Keyifli bir Mozart yolculuğu için kitapla birlikte, bu eserleri içeren bir CD’de okura hediye olarak yayınevi tarafından hazırlanmıştır.


Yayın Yılı: 2007, 59 sayfa, İthal Kağıt, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001030, Dili: TÜRKÇE, CD İlaveli


Değiştirilen Gen mi? Sen mi? Evren mi?


 Prof Dr R. Şeminur TOPAL ...

Genetically Modified Organism (GMO) yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) genetik materyalleri normalden farklı olarak değiştirilmiş organizmalar olarak tanımlanabilir.

Gün geçtikçe hayatımızda, yediğimiz sebzelerle, meyvelerle daha çok yer alan genetiği değiştirilmiş organizmalar, geleceğimizi etkileme potansiyeline erişti. Özellikle çok uluslu şirketlerin ürettikleri GDO’lu ürünler, olası sağlık ve ekolojik riskleri yanında, köylülerin yüzyıllardır aynı toprağa ektikleri tohumlarının yerine geçme tehlikesi taşıyor.

Bu kitap Türkiye’de GDO konusunda önde gelen uzmanlardan olan yazarın, kamuoyunu bilgilendirmek ve geleceğine sahip çıkmasını sağlamak için bir yandan bu konuda bilimsel veriler sunarken öte yandan bu tohumların üretiminden, sebze, meyve ve hububat ürünleri olarak tüketilmesine kadar geçen süreci anlatan bir başucu / kaynak kitap olarak tasarlandı.


Yayın Yılı: 2007, 192 sayfa, İthal Kağıt, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001006,  Dili: TÜRKÇE


Yazınsal İletişim ve Halkla İlişkiler

   Engin BERK ...


Yazınsal İletişim ve Halkla İlişkiler, gündelik hayatımızdan yola çıkarak kurgulandı. Yaşamın içerisinde fark edilmeyen noktalar, virgüller, ünlemler ve soru işaretlerinin yerleri değiştirilerek; "İşte bir de böyle bir şey var" demenin bin birinci yoluydu...

Düşüncenin soyut bir durum değil, somut bir eylem olduğu savunuldu ve imgelerin sözcük olmaktan öteye geçtiği durumlar örnekleriyle incelendi ve halıların neden uçamadığının cevabı verildi. Eser, kolayca öznelleştirilen; "Böyle yaptım oldu" "Böyle yaptım neden olmadı acaba?" gibi işlevsiz cümlelerin yerine, belli bir nedenselliğin varlığını sorguluyor.


Yayın Yılı: 2007, 108 sayfa, İthal Kağıt, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001073, Dili: TÜRKÇE

 


H2O ve Unutmanın Suları

 Ivan ILLICH ...

Bu yüzyılın ikinci yarısında etkili olan düşünürlerden biri olan ünlü felsefeci ve sosyal analizci Ivan Illich, dikkatini berraklığın ve hayal gücünün olmazsa olmazı olan bir yaratıcı güç maddesinde

-“su” üzerinde- yoğunlaştırır. Üzerine başlıca efsanelerin ve kültürel manifestoların inşa edildiği bir yaşam kaynağı ve varlığın başlangıcı olarak suyun iki yönlü doğasını inceler: temizleyici olarak, ev ihtiyacı olarak, dini ve manevi gücün bir gereksinimi olarak… 

Kokusuz ve hijyenik oluşuyla yirminci yüzyılda ender bulunan H2O’nun kullanımına ve suiistimal edilişine dikkat çeken Illich, su ile ilişkilendirilen fikirlerin tarihleriyle, mitolojilerle ve bakış açılarıyla bir benzetme yapar. Geçmişten günümüze su saflık saçan bir madde olan olarak biline gelir. Oysa günümüzde insanın hayatını idame ettirmesi için ihtiyat bellediği H2O’dur. Aslında H2O ve su birbirinin zıddıdır:

Çeviren: Liz Behmoaras
Yayın Yılı: 2007,İthal Kağıt, 114 sayfa, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001022,  Dili: TÜRKÇE

 


Kaçkarlarda Balayı

 Murat SELÇUK ...

Pokut Yaylası`nın "Yer Dumanı" adı verilen meşhur sisine aldırmadan, patikalardan yukarı doğru çıkıyoruz. Bembeyaz pamuk bulutlar ayaklarımızın altından geçiyor. Sağımızda solumuzda çok eski ahşap yayla evleri var.

Bazılarının 250 yıllık olduğu söyleniyor. Kapılarına, pencerelerine, saçaklarına ve detaylardaki ağaç işlemelerine hayran kalıyoruz. Hepsi keserle yaratılmış birer sanat eseri. Öyle bir ev hayal edin ki; çocukluk masallarımızdaki Hansel ve Gretel`in şekerden evleri gibi tatlı ve keyifli. İçleri göz göz şirin odalardan oluşmuş. Ahşap odanızdan çift kanatlı pencereyi açtığınızda içeri dolan hava sayesinde, akciğerlerinizin varlığını hatırlıyorsunuz. Evden dışarı adım attığınızda doğa sizi kucaklıyor. Kapının önündeki çimlere basmaya kıyamıyorsunuz. Buradan ülkenin en yaşlı ormanlarını seyredip, karlı Kaçkar zirvelerinin önünde kendinizi bir film kahramanı gibi hissediyorsunuz. Masmavi gökyüzünün altındaki pastoral tabloda her şey ama her şey bir film seti gibi gerçeküstü ve her şey bir o kadar gerçek ki!


Yayın Yılı: 2007, İthal Kağıt, 139 sayfa, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001014, Dili: TÜRKÇE


Enerji ve İnekler

 Özgür GÜRBÜZ ...

Siz hiç obez bir inek gördünüz mü?

Otlamaya geldiği her çayırı çöle çeviren kaç inek türü var?

İnekler, durmadan çalışmak ve tüketmek yerine, trene bakmak gibi sosyal faaliyetlere nasıl zaman ayırır?

Köpekler neden karnı tok olduğunda buldukları kemikleri gömer?

Neden fazla kemiği mideye indirip, "Yarına Allah kerim!" demezler?

İnsanlar neden gereksinimlerinden fazla tüketir?

Neden, fazla enerji tüketiminin dünyanın sonunu getirdiğini bilmemize rağmen duramayız?

Fırtınayı hisseden inek çömelir!

Fırtınayı yaratan insan ne zaman çömelecek?

Yayın Yılı: 2007, 126 sayfa, İthal Kağıt, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001049, Dili: TÜRKÇE


Doğu Anadolu Kültürü Üzerine Bir İnceleme

 Mustafa AKSOY ...

Bu kitapta yazar genel uygulamanın aksine masa başından toplumu anlamak yerine saha çalışmasıyla Doğu Anadolu'nun sosyal yapısını anlamlandırmaya çalışmaktadır. Ayrıca bu eser sosyal yapıyı anlamlandırma çabasının yanında pozitivist sosyoloji geleneğine bir başkaldırı niteliği taşımaktadır.

Aksoy`a göre, Türkiye'nin problemi halkta değil, siyasetçilerle, medyanın oluşturduğu kamuoyunun olumsuz etkisi altında kalanlardadır. Diğer yandan, ilmin değişkenlik vasfını göz ardı edip, onu tabulaştıran, siyasi görüşlerini veya arzularını, değişmez gerçekler olarak ifade eden araştırmacılar ve "kendini aydın zannedenler" arasındadır
.

Yayın Yılı: 2007, 212 sayfa, ISBN: 9786050001082, Dil: Türkçe


Yaklaşan Küresel İklim Krizi .

 H. Murat FİLİNTE ...  

2009`da yükselmeye başlayacak sıcaklıklar 2012`ye kadar giderek artacak ve büyük olasılıkla son on bin yılın (Holocen dönem) sıcaklık rekoru kırılacak. Bunun doğal sonucu Batı Akdeniz`de ilk defa görülecek güçlü fırtınalar Orta Avrupa`nın kuzeyi ve Karadeniz`de şiddetli yağış ve sellere dönüşecek.Grönland buzul araştırmaları GISP2`de ( Greenland Ice Sheet Project 2 ) çalışan ilk Türk araştırmacı H.Murat Filinte son yirmi yılda yapılan üç binden fazla saygın iklimbilim araştırma özetini bir araya getirerek küresel ısınmanın ana nedenlerini ve muhtemel sonuçlarını Türkçe tek kaynak olan bu kitapta sade bir dil ve basit bir terminolojiyle okuyucularıyla paylaşıyor.


Yayın Yılı: 2007, 239 sayfa, İthal Kağıt, 13,5x21 cm, Karton Kapak, ISBN:6050001065, Dili: TÜRKÇE

 

   
 

Tüm hakları saklıdır 2008 ©      tasarım ismail fidan