Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle        Arşiv      E-Bülten
 
Güncel Haber - FEMİNİST FELSEFE - Yeni İnsan Yayınevi
   
 FEMİNİST FELSEFE

FEMİNİST FELSEFE
 Yazı Boyutu

 Tarih : 18.01.2010 - 18:52:58


İnsan deneyiminin salt erkek deneyiminden oluştuğunu reddeden, in¬sanlık tarihinin eril bir gözle yazılıp okunmasına artık bir son verilmesi gerek¬tiğini savunan felsefi düşünceler bütünü...

 

feminist felsefe

 

İnsan deneyiminin salt erkek deneyiminden oluştuğunu reddeden, in­sanlık tarihinin eril bir gözle yazılıp okunmasına artık bir son verilmesi gerek­tiğini savunan felsefi düşünceler bütünü. Farklı bakış açılarından yazan feminist felsefeciler, geleneksel felsefenin kadın­ların ilgilerini, kimliklerini ve sorunlarını ciddi bir biçimde ele almadığını ve ka­dınların varolma, düşünme ve yapıp et­me tarzlarının erkeklerinle kadar değerli olduğunu kabul etmediğini ileri sürerek onu kıyasıya eleştirirler. Geleneksel me­tafiziği de ben'i öteki'den, zihni beden­den ayırmakla suçlayan feminist felsefe­ciler, bütün varlıkbilgisel ikicilik biçimle­rini reddederek bireylerin birbirlerinin ruhuna duygudaşlıkla nüfuz etme biçim­leri ile zillin ve bedenin birbirlerini oluş­turma tarzları üzerinde dururlar.

 

Feminist felsefeciler, Batı felsefesi ge­nelde ussallığı erillikle, duygusallığı dişil­likle özdeşleştirdiğinden geleneksel fel­sefecilerin erkeklerin kadınlardan daha bir "insan" olduklarını düşündüğünü, oy­sa ki akıl ile duygunun bilginin birbiriyle yakından ilişkili, eşdeğerdeki kaynakları olduğunu savunur. Feminist felsefe, bü­tün kesinlik ve açıklık iddialarına rağmen Kartezyen bilginin olanaklarının sınırsız­lığını kesin bir dille reddeder.

Öte yandan feminist felsefeciler ge­leneksel bilim felsefesinin savladığı denli nesnel olmadığını düşünmektedirler, Ge­leneksel bilim felsefecileri bilimsel başarıyı bilimcinin denedeme, yönetme yete­neğine bağlarken, feminist felsefe yöne­limli bilim felsefecileri bu başarıyı bilim­cinin doğanın kendini ortaya kovuşlarını dinleme yeteneğine bağlarlar. Onlara gö­re bilim, somut bir olgunun test edilme­sinde bile soyut bir kuramla güdümlü o-lacağından, doğanın ne dediğini dinleyen bir bilim anlayışı büyük bir olasılıkla din­lemeyenden daha nesnel olacaktır.

 

Feminist felsefeciler geleneksel ahlâk, toplum ve siyaset felsefesini de eleştirir­ler. Onlara göre kurallar ve ilkeler gele­neksel ahlâkı tahakküm altına almıştır. Geleneksel ahlâk görüşünü "adalet pers­pektifi" diye adlandırarak, bunun tam karşıtı olan, haklardan ve kurallardan çok sorumluluklar ve ilişkiler üzerinde duran, bir ahlâki durumun genel içerimlerirıden çok tekil özeliklerine dikkat çe­ken "kaygı perspektifı"ni savunurlar.

Fe­minist toplum ve siyaset felsefesi ise er­keklerin tahakkümünü sürekli kılan siya­sal kurumlar ve toplumsal uygulamalar üzerinde yoğunlaşır. Feminist toplum ve siyaset felsefesinin amacı kadınların c-zilme, baskı altına alınma biçimlerini a-çıklamak ve kadınlara erkeklerin sahip olduklan adaletin, özgürlüğün ve eşitli­ğin aynısına kavuşmanın ahlaken istene­bilir ve siyasal balomdan uygulanabilir olan yollarını göstermektir. Liberal fe-minisder kadınlar erkeklerle aynı haklara sahip olduklarından toplumun kadınlara erkeklerle aynı eğitim ve meslek edinme fırsatlarını tanıması gerektiğine dikkat çe­kerler. Marxçı feminisdere göreyse ka­dınlar işgücüne kitlesel olarak katılana ve evişleri ile çocuk bakımı toplumsallaşü-nlana dek kadınlarla erkekler eşit haklara sahip olamaz.

 Radikal feministler kadı­nın baskı altında tutulmasının başlıca ne­deninin "cinsel" olduğuna, cinsellikte yat­tığına inanırlar. Onlara göre erkeklerin tahakkümüne kadınlara yeniden üreüm süreçlerinde ve cinsellikte biçilen roller yol açmaktadır. Bu nedenle kadınlar kendi yeniden üretim araçlarını yaratmadıkça ve kendi cinsel gündemlerini ortaya koy­madıkları sürece özgür olamayacaklardır. Kadınlara biçilen toplumsal cinsiyet rol­leri sil baştan ele alınmadıkça hiçbir so-nın çözüme kavuşmayacaktır. Varoluşçu feminisder ise erkeklerin tahakkümünün sonul nedeninin varlıkbilgisel olduğu ka­raşındadırlar. Başka bir deyişle, kadınlar "öteki", erkeklerse "ben" olarak tasar­landığından kadınlar kendilerini kendileri bağlamında tanımlayana dek olmadıkları şey bağlamında, yani "öteki" olarak er­kek bağlamında tanımlanmaya yazgılıdır­lar.

 

Feminist felsefe tarihinin yakın geç­mişinde, sosyalist feministlerin toplum ve siyaset felsefesinde feminist düşünürlerce ortaya konan farklı öğretileri bir ça­tı alünda toplama çabalarına tanık olun­muştur. Onlara göre kadının konumu ü-retim ve yeniden üretim yapılarında ol­duğu kadar cinsellik pratiklerinde aldığı görevlerle ve çocuğun toplumsallaştırılması göreviyle son derece keskin sınır­larla belirlenmektedir. Kadınlar özgür­lüğe kavuşacaklarsa bütün bu yapılardaki konumlarının ve işlevlerinin değişmesi gerekmektedir. Dahası kadınların ruhla-nnın da dönüştürülmesi gerekmektedir. Kadınlar ancak bütün bunlar gerçekleşti­rildikten sonra kendi benlik kavramları­nın altım oyan ve onları daima öteki kı­lan ataerkil düşüncelerden kendilerini öz-gürleştirebilirler.

Sosyalist feminist felsefe, kadınların dünyayı nasıl gördüklerini temsil eden ve kesin bir biçimde "dişil" olan tek bir bakışaçısı oluşturmaya çalışır. Postmo­dern feministlerse orıların bu çabasını gerçeklik, bilgi, ahlâk ve siyaset hakkında yalnızca tek bir hikâye anlatan üpik er­kek düşüncesinin bir benzeri olarak gö­rür. Postmodern feministlere göre böyle bir feminist felsefe ne uygulanabilir ne de arzu edilir bir şeydir. Uygulanabilir değildir çünkü kadınların deneyimleri sı­nıf, ırk ve kültür hadarı boyunca değiş­mektedir. Arzu edilir bir şey değildir. Çünkü tek bir gerçeklik ya da doğruluk olduğu inancı geleneksel felsefenin ço­ğunluğu susturmak için kullandığı felsefi bir söylendir. Postmodern feminisdere göre daha çok ve farklı farklı feminist düşüncelerin ileri sürülmesi gerekir. Fe­minist felsefe tek bir tane değil birçok olmalıdır; pek çok farklı sesi içinde barındırma lıdır.

 

Birtakım feminist felsefecilerse fark­lılığın ve birliğin reddinin üzerinde bu denli durulmasının siyasal ve düşünsel ayrışmaya yol açabileceği çekincesini ta­şımaktadırlar. Onlara göre, feminist felsefenin belirli bir bakışaçısını benimse-meksizin varolması durumunda, özelde kadınlar, genelde insanlar için neyin iyi olduğuna ilişkin savlarını temellendirmesi daha da güçleşecektir.

 

 


  Editör :  Tohum Yayıncılık

91 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Yeni İnsan Yayınevi

 Kategori ¬ Güncel Haber

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  Maltepede Organik Tarım Nedir Söyleşisi, 5 eylül pazar  

  Ümit Şahin 94,9 Açık Radyoda  

 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
MEMLEKETİM ÜZERİNE, Metin Atamer MEMLEKETİM ÜZERİNE, Metin Atamer
Hem Nalına Hem Mıhına kitabıyla geçen yıl okurlarına değişik bir beyinsel lezzet tattıran Metin Atamer, aynı tadı bu yıl da tattırıyor ve... Bu son yapıtıyla ayrıca, gelecek yıl için de yeni bir buluşmanın şimdiden ön haberini veriyor....

GDOLU 32 ÜRÜNE İNCELEME YAPILMADAN İZİN VERİLDİ
TARİH NASIL ÖĞRETİLİR ÇIKTI
 
 Takvim
 Linkler

Fidan Ekolojik

Us Atölyesi

Üç Ekoloji 

 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 16
 Dün : 73
 Toplam : 35364
 Ip No : 38.107.191.112
     

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler

 

 Hava Durumu



 

 



 
 

   © Copyright - 2010 Yeni İnsan Yayınevi - Tüm Hakları Saklıdır.