Hoş Geldiniz
Hızlı ve güvenli alışverişe giriş yapın!
Henüz Üye Değil Misiniz?
Kolayca üye olabilirsiniz!

Gül ile Bülbül Cumhuriyeti

%25
175,00 TL
131,25 TL
Stok Kodu
23RO2GUHTK
Boyut
13.5 x 21 cm
Baskı Tarihi
2023
Sayfa Sayısı
80
ISBN
978-625-6459-21-2
Yazar
Ömer Faruk
Fiyat
175,00 TL + KDV
Zihniyet Değişikliğine Ülke İsimlerinden Başlamak – Ümit Kardaş / artıgerçek

Ömer Faruk, bu küçük ama tezli kitabında bir “entelektüel hamle” daha yapıyor ve “toplum”u tartışmaya açıyor.

Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş, “Tahakküm doğayla başlar, kadınla sürer, çocukla diğer nesillere aktarılır,” cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın “sürekli kriz”e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan “ulus devlet” varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir, düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir.

Çünkü özne olamayan toplumu başlatır, tahkim eder ve savunur. Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa, nedeni, özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir. Ölüm, toplumun ayrılmaz parçası olmuş; toplum ölümü, ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır. Yüksek sesle söylenmesi gereken basit, çıplak gerçek ise şudur: Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum, bir “ölüm severlik” örgütlenmesidir.

Yazar, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100., Gezi Parkı Şenliği’nin 10. Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor: Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı, kayaları, havayı, nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor.

Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor.

Gilles Deleuze’ün “yüklü ve yükümlü olma” uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya’ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor.

Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için...

 

 Gül ile Bülbül Cumhuriyeti, insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor. Bu kısa ama yoğun metin, okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor. Kaçırmamanızı öneririm.

 Can Batukan

Bu ürüne ilk yorumu siz yapın!
Ürün hakkında henüz soru sorulmamış.
Bu ürünün fiyat bilgisi, resim, ürün açıklamalarında ve diğer konularda yetersiz gördüğünüz noktaları öneri formunu kullanarak tarafımıza iletebilirsiniz.
Görüş ve önerileriniz için teşekkür ederiz.
Sitemize ilk yorumu siz yapın!
Gül ile Bülbül Cumhuriyeti Ömer Faruk, bu küçük ama tezli kitabında bir “entelektüel hamle” daha yapıyor ve “toplum”u tartışmaya açıyor. Yaklaşık yüz yıl önce kayıtlara geçmiş, “Tahakküm doğayla başlar, kadınla sürer, çocukla diğer nesillere aktarılır,” cümlesine kulak veriyor ve salt insanlardan oluşmuş bir toplumsallığın “sürekli kriz”e kayıtlı olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre insan merkezli düşüncenin bir ürünü olan “ulus devlet” varlığını kendisine değil düşmana bağlı olarak sürdürmektedir, düşmana bağımlılık ise toplumun kendi kendisini kurban etmesinden başka bir şey değildir. Çünkü özne olamayan toplumu başlatır, tahkim eder ve savunur. Toplum başkasının ölümünde kendisini gerçekleştiriyorsa, nedeni, özne olamayanların toplamı olarak bizzat ölümü temsil etmesidir. Ölüm, toplumun ayrılmaz parçası olmuş; toplum ölümü, ölüm de toplumu biçimlendirmeye başlamıştır. Yüksek sesle söylenmesi gereken basit, çıplak gerçek ise şudur: Toprağı işgal etmek üzerinden varlığını inşa eden her toplum, bir “ölüm severlik” örgütlenmesidir. Yazar, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100., Gezi Parkı Şenliği’nin 10. Yılında yeni bir başlangıç önerisinde bulunuyor: Hareketli ve hareketsiz canlı türlerinin yanı sıra toprağı, kayaları, havayı, nehirleri ve denizleri de kapsayan yeni bir toplumsallık üzerine düşünmeye davet ediyor. Çünkü her varlığın varlığını sürdürmesinin diğer varlıkların varlığını sürdürmesine bağlı olduğunu artık kabul etmemiz ve bu ölüm severlik sürecinden çıkmamız gerekiyor. Gilles Deleuze’ün “yüklü ve yükümlü olma” uyarısını dikkate alarak yeryüzü ile dünya’ya farklı içerikler veriyor ve Türkiye Cumhuriyeti adı yerine Gül ile Bülbül Cumhuriyeti adını gündeme taşıyarak başlama vuruşunu yapıyor. Varlığının diğer varlıklara bağlı olduğunu idrak eden varlıklar için... Gül ile Bülbül Cumhuriyeti, insan merkezciliği siyasetçilerin yanı sıra filozofların da kurtulamadığı bir düşünsel hastalık olarak tanımlıyor ve bir çıkış yolu arıyor. Bu kısa ama yoğun metin, okuyucuyu meseleyi kendi bireyselliği üzerinden de sorgulatmayı hedefliyor. Kaçırmamanızı öneririm. Can Batukan 23RO2GUHTK Gül ile Bülbül Cumhuriyeti

Tavsiye Et

*
*
*
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.