Blog Kategorileri
YARA DERİN, BIÇAK KESKİN ve BİR HİPER METİN OLARAK YARABIÇAK
Yarabıçak, Ömer Faruk’un, ironik bir durum olarak hem bugüne kadar hakkında çok şey yazılan hem de kendisinden bahsetmenin zor olduğu deneysel bir çalışması.
Kentler ve Tarifi Zor Şeyler Üzerine
sürrealistlerin kent olarak sadece paris’I ve istanbul’u gösterdikleri o keten astarlı dünya haritasında neden Istanbul diye düşünmeyi, eminönü sağır han’dan sessizce kenti ve vapurları izlediğim o gün bıraktım. düşselliğe, rastlantıya ve imgeleme değer veren akımın, düşseli bunca besleyen bir kenti merkezine almasından daha doğal ne olabilirdi ki,,
Türler Arasındaki Eşitsizliğin Kaynakları
Yazar: Gökhan Yavuz Demir İnsan dışında kalan ve bizim çok toptancı ve dayatmacı bir adlandırmayla hepsini “hayvan” başlığı altında topladığımız bütün öteki canlıların varoluş amacı hakikaten insanların çıkarlarına hizmet etmek olabilir mi? Bu soru hakkında serinkanlılıkla düşünen birinin; insanlar ile hayvanlar arasındaki ilişkinin efendi-köle, yönetici-kaynak, gardiyan-mahpus, beslenen-besin yahut özne-nesne ilişkisi olduğuna kendisini ikna etmesi mümkün müdür?
Ekolojik bir manifesto: Gül İle Bülbül Cumhuriyeti
Yazan: Erol Malçok Ömer Faruk'un 'Gül ile Bülbül Cumhuriyeti', dünya ve özellikle de Türkiye siyasi hayatının güdükleştiği, günübirlik ve bir sıkışmışlık içinde dar kapsamlı politik kararlar alındığı, imgelerimizin basitliğe hapsedildiği, hayallerimizin yok sayıldığı şu zamanda çok önem kazanıyor.
Büyüme ekonomisi giderek alay konusu olmaya başlıyor!
Aşırılıktan Kurtulmak kitabının yazarı Niko Paech ile Aytaç Timur’un yaptığı söyleşi: Kıtlık Toplumundan Bolluk Toplumuna.
Kurucu cinayet
Sorun çözme aracı olarak cinayete başvurulmasıyla birlikte cinayet kendi geleneğini, ahlakını ve yasasını oluşturmuş; dahası adak, kurbanlar, ayin ve bayramlarla varlığını hem bayraklaştırmış hem de kitleselleştirmiş ve alkışlanabilir kılmıştır.
Ekoeleştirel Bir Yaklaşım
1. Kitabın hemen girişinde antroposen çağın kayıplarını özetleyip, elementlerin ekoeleştirtirel bir yaklaşımla ele alınacağını söylüyorsunuz. Dinleyicilerimize kitaptan küçük bir hatırlatma yapalım; periyodik cetveldeki 100 küsür elementten değil, hava, su, toprak ve ateşten söz ediyoruz. Nedir elementlerin ekoeleştirisi?
Sıra dışı bir kitap: Bir aşağılama aracı olarak çöp
Yazan: Sedat Gündoğdu Ömer Faruk'un zihin açacak olan kitabıyla, gündelik hayatın sıradanlaşmış nefret, aşağılama ve küçük düşürme pratiklerini çöp ve onunla şekillenmiş kavramlar ve kökler üzerinden okuyabileceksiniz.
Ekofobiyi Aşmak: Doğa Eğitiminde Kalbin Yeri
David Sobel’in Ekofobiyi Aşmak adlı denemesinin bizleri, Doğa Okur-Yazarlığı özelinde, tüm eğitim-öğretim müfredatını sorgulamaya iten bir yapıt olduğunu düşünüyorum. Yazarın temelde, bildiğimiz iki unsur üzerinde durulduğunu söylemek mümkün: Birincisi eğitim evde başlar, ikincisi ise sevmek. Sevgi bağ kurmaya; bağ kurmak ilgi duymaya; ilgi ise bilgiye dönüşür. Bu her şey için geçerli bir kural değil midir? İnsan sevgiyle bağlandığında ilgi duyar ve ilgisini çeken şey hakkında her şeyi bilmek ister.
Gökhan Yavuz’un Sol Ayağının Romanı / Bir Metafor Denemesi
Bazı anlar ve o anlara ait yarım saniyelik görüntüler vardır, zihne takılıp kalır. Belki sıradan bir eylem, bir mimik, davranış ya da harekettir, gerçekleştiği anda ve çoğu kez bir bilincin sonucu olarak ortaya çıkmaz. Hatta bilinçaltına dair içsel bir derinliğe de sahip değildir, olmayabilir. Vücudun bir hareketi esnasında denk gelmiş ve öylesine bir görüntü oluşmuştur. O anı yaşayan veya o görüntüye bakan bazı kişiler de belki o yarım saniyelik hareketin farkında bile olmamıştır. Fakat birileri fark eder, dikkat buyurur, ilginç gelir ya da etkilenir, belleğine yazar, zihninde tutar ve vakti geldiğinde bazı nesneler/durumlarla o anlık görüntüyü bütünleştirir, örtüştürmeye çalışır. Dahası belli belirsiz işlenen o an, yıllar boyunca düşüncede yaşayan bir iz, zamanla zihinde ikâmet eden bir gölge hâline de gelebilir. O zihnî gölge, artık gelecekte karşılaşılacak bir gerçeklikle eşdeğer kılınmak için bilinçsizce bekletilir; çünkü vakti gelince “ilgisiz” görülen başka bir gerçekliğe ilmeklenecek, iliştirilecektir.
İki Bilge Su Aygırı
“Dalda sallanan, aynı zamanda erikleri düşürebilir.”
Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak
Zihnimizi dogmalardan, kodlardan temizleyerek hayal gücümüzle dile, kelimelere ve kavramlara dışarıdan bakabiliriz. Zihniyet değiştikçe isimler de, kelimeler de, kavramlar da değişecek. Sınırlar, bayraklar, marşlar, savaşlar anlamsız hale gelecek.
İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye
Ömer Faruk “Yarabıçak” isimli denemesinde bizi bir seçim noktasına getiriyor. Paranoyak köle mi yoksa şizofren göçebe mi olmak. Ve asıl soruyu soruyor. “Göçebe, yersiz yurtsuz, insanın içini yer edinmiş, insanın içine kurulmuş bir medeniyet mümkün müdür?
Moda Nereye
Herkese Merhaba, Mimar Sinan Üniversitesi, MSGSÜ, İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde, 23 Mayıs’ta katıldığım panel bir modacı olmasam da beni günlük koşuşturmalarımdan söküp farklı bir yere ışınladı ve zihnimde farklı küçük pencereler açtı. Moderatörlüğünü, BlueProjects (1) Firmasının Türkiye kurucularından Sinem Çelik’in yaptığı paneldeki izlenimlerimi paylaşmak istiyorum;
“Boşluk”tan “Toz”a, “Kültür”den “Uygarlığa”
İnsan farklı bir tür olduğu, doğaya hükmedebileceği ve doğanın kendisine istediği gibi yararlanabileceği bir araç olarak sunulduğu kodlamasıyla doğayı içindeki canlılarıyla birlikte yok etme noktasına gelmiş durumda. Ömer Faruk’un ilk denemesi olan “Yarabıçak-Banka Soymuş Bir Devrimcinin Samimi İtirafları” isimli kitabı ilgiyle ve beğeniyle okumuş hakkında dört yazı yazmıştım. Daha sonra deneme türünde ufuk açıcı birçok kitap yazan Faruk tekrar ilk göz ağrısı olan kitabına dönmüş.
Yarabıçak: Ezberin de ezberini bozan bir kitap
Yazan: Gülayşe Koçak “Ömer Faruk’un çeperlerde ele alır göründüğü konular herkese pek hitap etmeyebilir – çöp, dışkı… Ama Yarabıçak’ın asıl dokusuna örülmüş ana ipliklerden en önemlileri mülkiyet, duvarlar, sınırlar gibi, esasında sonunda 'özgürlük' meselesine bağlanabilecek kavramlar.”
GÖKHAN YAVUZ DEMİR İLE “KESİN DÖNECEKSİNİZ” VE “DON QUIJOTE” ÜZERİNE
“KHK’li olmak” gibi bir prangayla hayat mücadelesi veren ve bu mücadeleyi de kalemiyle sürdüren bir yazarla birlikteyiz. Sevgili Gökhan Yavuz Demir’le kısa romanı Kesin Döneceksiniz ve okuruna her daim söyleyecek sözü olan Don Quijote üzerine konuştuk. Yazmanın zorluğu ve hazzı, sözün gücü, konuşmaya değer kütüphanesi ve minik dostları da ister istemez sohbetimize sızdı. Söyleşinin girişini uzatarak vaktinizi almayalım çünkü yolumuz uzun ve ırmak çağıldıyor.
Hayatımda ilk defa bir kitap çevirdim
Kitap, bir çocuk kitabı. Zoe Tucker ve Zoe Persico’nun “Greta Devlere Karşı” kitabı. Greta Thunberg’den ilhamla yazılmış, doğayı, dünyayı kurtarma hikâyesi.
Deleuze üzerine: Dışarıdan Düşünmek'te ferahlamak
Türkiye'de Deleuze'u her yönüyle ele alan ilk kolektif kitap raflarda... Unutulmaz SABO’ya, Sabahattin Kurt’a… Abdûlgaffar el Hayatî der ki…
Kanallar, Kahramanlar, Trenler ve Leyleklerin İzinde: Çocukla Geziyorum
Behiye Işın’ın salgın günlerinde Yeni İnsan Yayınevi etiketiyle okurla buluşan seyahat güncesi Çocukla Geziyorum Amsterdam, Budapeşte, İsviçre ve Strazburg’u anlatıyor. Yazar, ilk yurt dışı seyahatinden itibaren ailecek çıktıkları bütün gezilerde günlük tutmuş. Bir seyyah neden günlük tutar? Çünkü seyahat kişinin kendisini birey ve ebeveyn olarak sorguladığı, hangisinin öne çıktığının birbirine karıştığı gerçeğini açığa çıkarıyor ve Behiye Işın da günlükleriyle bu durumu sorguluyor.