Blog Kategorileri
Felsefe Röportajları #4 Murat Baç
Taner Beyter: Hocam öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler; kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Hayatın doğru tarafında doğmuş bir kadın
Kanadalı yazar Jocelyne Saucier, ‘Kayıp Tren’de bir sonbahar günü evinden çıkıp kuzeye giden trene binen ve bir daha kendisinden haber alınamayan yaşlı bir kadının izini sürüyor. Saucier, polisiye kalıplarını başarıyla kullanarak anlatısına büyük bir akıcılık sağlıyor.
Yarabıçak
Jean-Jacques Rousseau, “bir toprak parçasının etrafını çitleyip, ‘Burası benimdir!’ diyen ve kendisine inanacak kadar saf insanlar bulan ilk insanın medeni toplumun gerçek kurucusu” olduğunu söylemişti. Rousseau, bu cümlenin hemen ardından, eğer biri çıkıp buna itiraz edebilseydi, bu iddianın ardındaki sahtekârlığı deşifre edip çitleri tek tek söküp atabilseydi ve yeryüzünün hiç kimseye ait olmadığı hakikatini haykırıp, etrafındakilere, “Eğer bunu unutursanız mahvolursunuz!” diyebilseydi, insanlığın bunca cinnet ve cinayetten, bunca savaş ve katliamdan, bunca zulüm ve felaketten, bunca ıstırap ve gözyaşından kurtulabilecek olduğunu söyler.
Behiye Işın: “Çocukları yüzünden seyahat etmeye cesaret edemeyen ailelere ilham olabilmek için yazdım.”
Söyleşi: Serkan Parlak Behiye Işın’la, salgın günlerinde Yeni İnsan Yayınevi etiketiyle okurla buluşan gezi kitabı “Çocukla Geziyorum” hakkında konuştuk. İlk kitabınız “Çocukla Geziyorum” Yeni İnsan Yayınevi aracılığıyla salgın günlerinde okurla buluştu. Kitabınıza dair bir fikir vermek adına kelimenin tam anlamıyla “Çocukla Amsterdam, Budapeşte, İsviçre ve Strazburg’u Gezmek” nedir sizce?
Ben artık öykü söylemek istiyorum
Yazar: Erol Köroğlu Tarihsel romanlarıyla ünlü Kemal Tahir’in Göl İnsanları’nda yer alan 1950 tarihli “Kondurma Siyaseti” başlıklı bir öyküsü var. Bu uzun öyküyü aynı zamanda öykünün kahramanlarından olan, dolayısıyla kendi deneyimlediği öyküyü anlatan Çorumlu ve kaçakçı bir “ben anlatıcı”dan dinleriz.
Uyarıda bulundu: Plastik doğrama tahtalarındaki ‘mikro’ tehlike
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, plastik tahtada doğranan yaklaşık 250 gramlık ete, aşınma sonucu 35-40 civarı mikro plastik partikül karıştığını, bu tahtalarda doğranan gıdaların pişirilmesiyle plastikteki zehirli kimyasalların sağlığı tehdit ettiğini söyledi.
Cinsiyetçiliğin Kültürel Tarihi
Yazan: Verena Kettner Türkçesi: Zeynep Zülal Durmaz Susan Arndt'ın kitabını okumak son derece üzücü ama aynı zamanda cinsiyetçiliği tamamen ortadan kaldırmak istemenize neden oluyor.
“Tek Başınalık”ta Direnmek Üzerine Bir Kitap: Yarabıçak
Yazan: Narin Çelik Yarabıçak, “Beni beğendin mi?” diye sormaz okura. “Dayanabiliyor musun? Yeterli sabrın, kararlılığın ve çalışkanlığın var mı?” diye sorar.
Permakültür Hakkında
David Holmgren Genellikle 'havalı' bir organik bahçecilik biçimi olarak görülen permakültür, evrensel etik ve ekolojik tasarım ilkelerine dayalı, dayanıklı yaşam ve arazi kullanımı için bir tasarım sistemi olarak daha iyi tanımlanabilir. Permakültürün temel odağı bahçecilik, tarım, hayvancılık ve ormancılığın yeniden tasarlanması olsa da aynı etik ve ilkeler binaların, aletlerin ve teknolojinin tasarımına da uygulanabilir.
Ömer Faruk’un ‘KAOS’u (*)
Yazar: Atilla Aytemur Ömer Faruk, kapitalizmin insanlığı esir aldığı, iklim krizinin olanca korkutuculuğu ve yıkıcılığıyla üzerimize geldiği şartlarda bizi, her şeyi göze alıp başlangıç değerlerine dönmeye, yeniden ‘öngörülemez ve ele geçirilemez olmaya’ davet ediyor.
Kütüphane, kitaplık, kitap, karakter ve kader
Yazar: Gökhan Yavuz Demir Kütüphanelerimiz entelektüel kimliklerimizdir. Pek çok kitabı dışarıda bırakmak pahasına kitaplığımızın raflarına dâhil ettiğimiz kitaplar, bütün bir hayatımızın tercih ve tutkularını yansıtır.
‘KANIMLA DÜŞÜNÜYORUM!’ Hermann Göring
Yazar: Ümit Kardaş Maurice Duverger’in tespitiyle veraset yoluyla kral olanların yerini seçimle gelen krallar almakta. Bazı ülkeler bakımından monarşi demokrasiyle uyumlu hale getirilmişse de (Birleşik Krallık ) cumhuriyet olarak nitelenen birçok yönetim de otokrasiye evrilmiş durumda.
NİYE EĞİTİMDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK FELSEFESİNE İHTİYACIMIZ VAR?
Soruya, ABD Senatörlerinden Robert Kennedy 8 Mart 1968’de Kansas Üniversitesi’ndeki konuşmasında tarihi bir cevap vermişti: “Çünkü…. Gayri Safi Milli Hasıla çocuklarımızın sağlığını, eğitimin kalitesini veya oyunlarının keyfini ölçemiyor.”
[Hayvan Deneyleri] Sıçanların ihtiyacı tatlandırıcı değil, özgürlük!
Bilinen bir sonucu yeniden ’kanıtlamak’ için, 26 sıçana acı verici yöntemlerle şeker yüklendi, öldürüldüler, birileri de bunun üzerinden ’uzman’ oldu.
Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak
Sapiens, tarım devrimiyle birlikte toprağın sınırlarını çitlerken özel mülkiyet hırsının neden olacağı kötülüğün temellerini de atıyordu. Üretimin artması ve üretilen üzerinden alışverişin hızlanması süreç içerisinde şehirleri, feodalleri, devletleri, hükümdarları, orduları, bürokrasiyi yaratırken insan; ordu, okul, aile kurumları üzerinden itaat altına alındı.
İklim görüşmeleri neden işe yaramıyor?
Bu tür toplantılarda kararların oy birliği ile alınmasına gayret edildiğinden bir hedefe varılabilmesi neredeyse imkansız. Bu nedenle de artık başka bir yol denememiz gerekiyor.
Bir Yaratıcılık İmkânı Olarak Kaos
"Kitabı okurken zihnimizden geçen düşünceler tıpkı kitabın kendisi gibi çok katmanlı bir şekilde birbirini tetikleyerek akıyor. İnsan türünün varlığını sürdürebilmesi artık kritik bir noktaya dayandı. Süregelen düzenin bizi sıkıştırdığı yer öngörülemez, ele geçirilemez, bilinmez olanı tercih etmeyi kaçınılmaz kılıyor. Yazarın deyişiyle uçurum korkusunu artık yenmek zorundayız."
Küresel Plastik Anlaşması için müzakerelerde neler konuşuldu?
Geçen hafta Uruguay'da tamamlanan plastik anlaşması için küresel müzakereler, ilk olduğu için acemiliklerle dolu ancak zorlu bir sürece sahne oldu.
Kişi Edindiği Aşk Kapasitesi Kadardır
Yazan: İlknur Demir “Deneme sisteme yönelik eleştiriyi sonuna kadar götürür” diyor Adorno. Yazar Ömer Faruk’ta, denemenin sınır bozan karakterinin bilincinde olarak yok-yer olarak tanımladığı yerden, “yüz”, “yaşlılık”, “ev” ve evin verdiği esin üzerinden düşünüyor Aşk’ı.