Blog Kategorileri
Sıra dışı bir kitap: Bir aşağılama aracı olarak çöp
Yazan: Sedat Gündoğdu Ömer Faruk'un zihin açacak olan kitabıyla, gündelik hayatın sıradanlaşmış nefret, aşağılama ve küçük düşürme pratiklerini çöp ve onunla şekillenmiş kavramlar ve kökler üzerinden okuyabileceksiniz.
Ekofobiyi Aşmak: Doğa Eğitiminde Kalbin Yeri
David Sobel’in Ekofobiyi Aşmak adlı denemesinin bizleri, Doğa Okur-Yazarlığı özelinde, tüm eğitim-öğretim müfredatını sorgulamaya iten bir yapıt olduğunu düşünüyorum. Yazarın temelde, bildiğimiz iki unsur üzerinde durulduğunu söylemek mümkün: Birincisi eğitim evde başlar, ikincisi ise sevmek. Sevgi bağ kurmaya; bağ kurmak ilgi duymaya; ilgi ise bilgiye dönüşür. Bu her şey için geçerli bir kural değil midir? İnsan sevgiyle bağlandığında ilgi duyar ve ilgisini çeken şey hakkında her şeyi bilmek ister.
Gökhan Yavuz’un Sol Ayağının Romanı / Bir Metafor Denemesi
Bazı anlar ve o anlara ait yarım saniyelik görüntüler vardır, zihne takılıp kalır. Belki sıradan bir eylem, bir mimik, davranış ya da harekettir, gerçekleştiği anda ve çoğu kez bir bilincin sonucu olarak ortaya çıkmaz. Hatta bilinçaltına dair içsel bir derinliğe de sahip değildir, olmayabilir. Vücudun bir hareketi esnasında denk gelmiş ve öylesine bir görüntü oluşmuştur. O anı yaşayan veya o görüntüye bakan bazı kişiler de belki o yarım saniyelik hareketin farkında bile olmamıştır. Fakat birileri fark eder, dikkat buyurur, ilginç gelir ya da etkilenir, belleğine yazar, zihninde tutar ve vakti geldiğinde bazı nesneler/durumlarla o anlık görüntüyü bütünleştirir, örtüştürmeye çalışır. Dahası belli belirsiz işlenen o an, yıllar boyunca düşüncede yaşayan bir iz, zamanla zihinde ikâmet eden bir gölge hâline de gelebilir. O zihnî gölge, artık gelecekte karşılaşılacak bir gerçeklikle eşdeğer kılınmak için bilinçsizce bekletilir; çünkü vakti gelince “ilgisiz” görülen başka bir gerçekliğe ilmeklenecek, iliştirilecektir.
İki Bilge Su Aygırı
“Dalda sallanan, aynı zamanda erikleri düşürebilir.”
Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak
Zihnimizi dogmalardan, kodlardan temizleyerek hayal gücümüzle dile, kelimelere ve kavramlara dışarıdan bakabiliriz. Zihniyet değiştikçe isimler de, kelimeler de, kavramlar da değişecek. Sınırlar, bayraklar, marşlar, savaşlar anlamsız hale gelecek.
İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye
Ömer Faruk “Yarabıçak” isimli denemesinde bizi bir seçim noktasına getiriyor. Paranoyak köle mi yoksa şizofren göçebe mi olmak. Ve asıl soruyu soruyor. “Göçebe, yersiz yurtsuz, insanın içini yer edinmiş, insanın içine kurulmuş bir medeniyet mümkün müdür?
Moda Nereye
Herkese Merhaba, Mimar Sinan Üniversitesi, MSGSÜ, İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde, 23 Mayıs’ta katıldığım panel bir modacı olmasam da beni günlük koşuşturmalarımdan söküp farklı bir yere ışınladı ve zihnimde farklı küçük pencereler açtı. Moderatörlüğünü, BlueProjects (1) Firmasının Türkiye kurucularından Sinem Çelik’in yaptığı paneldeki izlenimlerimi paylaşmak istiyorum;
“Boşluk”tan “Toz”a, “Kültür”den “Uygarlığa”
İnsan farklı bir tür olduğu, doğaya hükmedebileceği ve doğanın kendisine istediği gibi yararlanabileceği bir araç olarak sunulduğu kodlamasıyla doğayı içindeki canlılarıyla birlikte yok etme noktasına gelmiş durumda. Ömer Faruk’un ilk denemesi olan “Yarabıçak-Banka Soymuş Bir Devrimcinin Samimi İtirafları” isimli kitabı ilgiyle ve beğeniyle okumuş hakkında dört yazı yazmıştım. Daha sonra deneme türünde ufuk açıcı birçok kitap yazan Faruk tekrar ilk göz ağrısı olan kitabına dönmüş.
Yarabıçak: Ezberin de ezberini bozan bir kitap
Yazan: Gülayşe Koçak “Ömer Faruk’un çeperlerde ele alır göründüğü konular herkese pek hitap etmeyebilir – çöp, dışkı… Ama Yarabıçak’ın asıl dokusuna örülmüş ana ipliklerden en önemlileri mülkiyet, duvarlar, sınırlar gibi, esasında sonunda 'özgürlük' meselesine bağlanabilecek kavramlar.”
GÖKHAN YAVUZ DEMİR İLE “KESİN DÖNECEKSİNİZ” VE “DON QUIJOTE” ÜZERİNE
“KHK’li olmak” gibi bir prangayla hayat mücadelesi veren ve bu mücadeleyi de kalemiyle sürdüren bir yazarla birlikteyiz. Sevgili Gökhan Yavuz Demir’le kısa romanı Kesin Döneceksiniz ve okuruna her daim söyleyecek sözü olan Don Quijote üzerine konuştuk. Yazmanın zorluğu ve hazzı, sözün gücü, konuşmaya değer kütüphanesi ve minik dostları da ister istemez sohbetimize sızdı. Söyleşinin girişini uzatarak vaktinizi almayalım çünkü yolumuz uzun ve ırmak çağıldıyor.
Hayatımda ilk defa bir kitap çevirdim
Kitap, bir çocuk kitabı. Zoe Tucker ve Zoe Persico’nun “Greta Devlere Karşı” kitabı. Greta Thunberg’den ilhamla yazılmış, doğayı, dünyayı kurtarma hikâyesi.
Deleuze üzerine: Dışarıdan Düşünmek'te ferahlamak
Türkiye'de Deleuze'u her yönüyle ele alan ilk kolektif kitap raflarda... Unutulmaz SABO’ya, Sabahattin Kurt’a… Abdûlgaffar el Hayatî der ki…
Kanallar, Kahramanlar, Trenler ve Leyleklerin İzinde: Çocukla Geziyorum
Behiye Işın’ın salgın günlerinde Yeni İnsan Yayınevi etiketiyle okurla buluşan seyahat güncesi Çocukla Geziyorum Amsterdam, Budapeşte, İsviçre ve Strazburg’u anlatıyor. Yazar, ilk yurt dışı seyahatinden itibaren ailecek çıktıkları bütün gezilerde günlük tutmuş. Bir seyyah neden günlük tutar? Çünkü seyahat kişinin kendisini birey ve ebeveyn olarak sorguladığı, hangisinin öne çıktığının birbirine karıştığı gerçeğini açığa çıkarıyor ve Behiye Işın da günlükleriyle bu durumu sorguluyor.
Felsefe Röportajları #4 Murat Baç
Taner Beyter: Hocam öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler; kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Hayatın doğru tarafında doğmuş bir kadın
Kanadalı yazar Jocelyne Saucier, ‘Kayıp Tren’de bir sonbahar günü evinden çıkıp kuzeye giden trene binen ve bir daha kendisinden haber alınamayan yaşlı bir kadının izini sürüyor. Saucier, polisiye kalıplarını başarıyla kullanarak anlatısına büyük bir akıcılık sağlıyor.
Yarabıçak
Jean-Jacques Rousseau, “bir toprak parçasının etrafını çitleyip, ‘Burası benimdir!’ diyen ve kendisine inanacak kadar saf insanlar bulan ilk insanın medeni toplumun gerçek kurucusu” olduğunu söylemişti. Rousseau, bu cümlenin hemen ardından, eğer biri çıkıp buna itiraz edebilseydi, bu iddianın ardındaki sahtekârlığı deşifre edip çitleri tek tek söküp atabilseydi ve yeryüzünün hiç kimseye ait olmadığı hakikatini haykırıp, etrafındakilere, “Eğer bunu unutursanız mahvolursunuz!” diyebilseydi, insanlığın bunca cinnet ve cinayetten, bunca savaş ve katliamdan, bunca zulüm ve felaketten, bunca ıstırap ve gözyaşından kurtulabilecek olduğunu söyler.
Behiye Işın: “Çocukları yüzünden seyahat etmeye cesaret edemeyen ailelere ilham olabilmek için yazdım.”
Söyleşi: Serkan Parlak Behiye Işın’la, salgın günlerinde Yeni İnsan Yayınevi etiketiyle okurla buluşan gezi kitabı “Çocukla Geziyorum” hakkında konuştuk. İlk kitabınız “Çocukla Geziyorum” Yeni İnsan Yayınevi aracılığıyla salgın günlerinde okurla buluştu. Kitabınıza dair bir fikir vermek adına kelimenin tam anlamıyla “Çocukla Amsterdam, Budapeşte, İsviçre ve Strazburg’u Gezmek” nedir sizce?
Ben artık öykü söylemek istiyorum
Yazar: Erol Köroğlu Tarihsel romanlarıyla ünlü Kemal Tahir’in Göl İnsanları’nda yer alan 1950 tarihli “Kondurma Siyaseti” başlıklı bir öyküsü var. Bu uzun öyküyü aynı zamanda öykünün kahramanlarından olan, dolayısıyla kendi deneyimlediği öyküyü anlatan Çorumlu ve kaçakçı bir “ben anlatıcı”dan dinleriz.
Uyarıda bulundu: Plastik doğrama tahtalarındaki ‘mikro’ tehlike
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, plastik tahtada doğranan yaklaşık 250 gramlık ete, aşınma sonucu 35-40 civarı mikro plastik partikül karıştığını, bu tahtalarda doğranan gıdaların pişirilmesiyle plastikteki zehirli kimyasalların sağlığı tehdit ettiğini söyledi.
Cinsiyetçiliğin Kültürel Tarihi
Yazan: Verena Kettner Türkçesi: Zeynep Zülal Durmaz Susan Arndt'ın kitabını okumak son derece üzücü ama aynı zamanda cinsiyetçiliği tamamen ortadan kaldırmak istemenize neden oluyor.