Her yıl milyarlarca hayvan insan kullanımının nesnesi haline getiriliyor. Bu sistem yalnızca bireysel tercihlerle değil; ekonomik ve kültürel yapılarla sürdürülüyor.
Bu kitap bu düzeni sorguluyor. Veganizmi yalnızca bir beslenme biçimi ya da yaşam tarzı olarak değerlendiren yaklaşımlara karşı etik ve politik bir mücadele olarak ele alıyor. Türcülüğün kapitalizm ve devletle ilişkisini, vegan hareketin direniş imkanlarını, kültür, medya ve sanatın hayvan sömürüsünü nasıl yeniden üretebildiğini ya da buna nasıl itiraz edebildiğini tartışıyor.
Hayvan özgürlüğü mücadelesini içeriden konuşan vegan akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan bu çalışma meseleye eleştirel ve çok sesli bir bakış sunuyor.
Kafesteki Kim? yerleşik kabullerin ötesinde yeni bir tartışma zemini açıyor.